Giriş
Uluslararası
ticarete konu bir eşyanın doğru gümrük tarife pozisyonunda sınıflandırılması,
yalnızca teknik bir kodlama işlemi değildir. Eşyanın tabi olacağı gümrük
vergisi, ilave gümrük vergisi, dampinge karşı vergi, gözetim uygulaması, izin
ve uygunluk belgeleri ile diğer ticaret politikası önlemleri çoğu kez beyan
edilen tarife pozisyonuna göre belirlenir. Bu nedenle aynı eşyanın farklı
gümrük tarife istatistik pozisyonlarında değerlendirilmesi, ithalat maliyetini
ve işlemin tabi olacağı idari yükümlülükleri önemli ölçüde değiştirebilir.
Tarife
sınıflandırması, eşyanın ticari adından hareketle uygun görülen bir kodun
seçilmesinden ibaret değildir. Sınıflandırmanın; pozisyon metinleri, bölüm ve
fasıl notları, Tarifenin Yorumu ile İlgili Genel Kurallar ve gerektiğinde
eşyanın maddi, teknik ve işlevsel özellikleri birlikte değerlendirilerek
yapılması gerekir. Uyuşmazlıklar da çoğunlukla eşyanın hangi özelliğinin
belirleyici olduğu, bir makinenin kendisi mi yoksa aksam veya parçası mı
sayılacağı, karışım veya setlerin nasıl sınıflandırılacağı ve idarenin
sınıflandırmasını yeterli teknik incelemeye dayandırıp dayandırmadığı
konularında ortaya çıkar.
Gümrük
Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP), eşyanın Türk Gümrük Tarife Cetvelindeki
yerini gösteren on iki haneli koddur. İlk altı hane Dünya Gümrük Örgütü
bünyesinde geliştirilen Armonize Sistem kodunu, yedinci ve sekizinci haneler
Avrupa Birliği Kombine Nomanklatürü alt açılımlarını, dokuzuncu ve onuncu
haneler Türkiye’ye özgü millî alt açılımları, son iki hane ise istatistik
kodunu gösterir.
Gümrük
Kanunu'nun 15 inci maddesi, gümrük vergilerinin gümrük yükümlülüğünün doğduğu
tarihte yürürlükte bulunan gümrük tarifesine göre hesaplanacağını düzenler.
Aynı maddenin altıncı fıkrasında tarife pozisyonunun belirlenmesi, eşyanın
yürürlükteki hükümlere uygun olarak girdiği alt pozisyonun tespiti şeklinde ele
alınmıştır. Dolayısıyla sınıflandırmada esas alınacak cetvel, kural olarak
beyannamenin tescili ve gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihte yürürlükte
bulunan cetveldir.
GTİP'in ilk bakışta vergi oranını belirleyen bir unsur olduğu düşünülse de etkisi bununla sınırlı değildir. Yanlış sınıflandırma, vergi farkının yanında gözetim belgesi, ithalat izni, ürün güvenliği denetimi, kota, tarife kontenjanı veya dampinge karşı önlem gibi düzenlemelerin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin idarenin kararını da değiştirebilir. Bu sebeple tarife sınıflandırması, ithalattan önce yapılması gereken hukuki ve teknik risk değerlendirmesinin bir parçasıdır.
2. Tarife sınıflandırmasında esas alınan kaynaklar
Bir eşyanın GTİP'inin belirlenmesinde yalnız cetveldeki pozisyon adlarına bakılması yeterli değildir. Mevzuat, birbirini tamamlayan bir kaynaklar sistemi öngörür. Başlıca kaynaklar şunlardır:
- Türk Gümrük Tarife Cetvelindeki pozisyon ve alt pozisyon metinleri,
- Bölüm ve fasıl notları ile alt pozisyon notları,
- Tarifenin Yorumu ile İlgili Genel Kurallar,
- Gümrük Tarife Cetveli İzahnamesi ve eşya fihristi,
- Dünya Gümrük Örgütü sınıflandırma kararları ve Armonize Sistem açıklama notları,
- Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan tarife tebliğleri ve idari düzenlemeler, -Somut eşya hakkında alınmış Bağlayıcı Tarife Bilgisi ile yargı kararları.
Genel
Yorum Kuralları, tarife cetvelinin sistematik biçimde uygulanmasını sağlar.
Kuralların sırası önemlidir; bir eşya önceki kural kullanılarak
sınıflandırılabiliyorsa sonraki kurala geçilmez.
Birinci kural uyarınca bölüm, fasıl ve tali fasıl
başlıkları yalnızca yol göstericidir. Hukuken bağlayıcı sınıflandırma, pozisyon
metinleri ile ilgili bölüm ve fasıl notlarına göre yapılır. Bu nedenle eşyanın
günlük veya ticari adı tek başına belirleyici değildir.
İkinci kural, tamamlanmamış veya monte edilmemiş eşya ile karışım
ve bileşiklere ilişkindir. Tamamlanmamış bir eşya, gümrüğe sunulduğunda
tamamlanmış eşyanın ayırt edici niteliğini taşıyorsa tamamlanmış eşya gibi
sınıflandırılabilir. Farklı maddelerden oluşan karışımların
sınıflandırılmasında ise üçüncü kurala başvurulması gerekebilir.
Üçüncü kural, eşyanın ilk iki kural uyarınca birden fazla
pozisyonda sınıflandırılabilir görünmesi hâlinde uygulanır. Önce eşyayı en özel
şekilde tanımlayan pozisyona öncelik verilir. Bu yolla sonuç alınamazsa eşyaya
esas niteliğini veren madde veya bileşen araştırılır. Bunun da belirlenemediği
durumda, eşit derecede dikkate alınabilecek pozisyonlardan numara sırasına göre
sonuncusu esas alınır.
Dördüncü
kural, ilk üç kurala
göre sınıflandırılamayan eşyanın, kendisine en çok benzeyen eşyanın yer aldığı
pozisyonda sınıflandırılmasını öngörür. Benzerlik değerlendirilirken eşyanın
adı veya dış görünüşüyle yetinilmez; maddi yapısı, işlevi, kullanım amacı ve
ayırt edici özellikleri birlikte dikkate alınır. Bu kural, ancak önceki
kurallar uygulanarak bir sonuca ulaşılamaması hâlinde başvurulabilecek
tamamlayıcı bir sınıflandırma ölçütüdür.
Beşinci
kural, belirli eşya
mahfazaları ile ambalaj malzemeleri ve ambalaj kaplarının sınıflandırılmasını
düzenler. Belirli bir eşya veya eşya takımı için özel olarak şekillendirilmiş,
uzun süreli kullanıma elverişli ve ait olduğu eşya ile birlikte sunulan
mahfazalar, kural olarak bu eşya ile birlikte sınıflandırılır. Bununla birlikte
mahfazanın bütüne esas niteliğini vermesi hâlinde bu kural uygulanmaz. Eşyanın
ambalajlanmasında olağan biçimde kullanılan ambalaj malzemeleri ve kapları da
genellikle eşya ile birlikte sınıflandırılır; ancak tekrar kullanılmaya açıkça
elverişli ambalajlar bakımından ayrı değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Altıncı
kural, bir
pozisyonun alt açılımları arasında yapılacak sınıflandırmaya ilişkindir. Bir
pozisyon içindeki eşyanın hangi alt pozisyonda yer alacağı; alt pozisyon
metinleri, ilgili alt pozisyon notları ve gerekli uyarlamalar yapılarak önceki
genel yorum kuralları esas alınmak suretiyle belirlenir. Bu değerlendirmede
yalnız aynı seviyedeki alt pozisyonlar birbiriyle karşılaştırılabilir. Bu
nedenle önce tek tireli alt pozisyonlar arasında seçim yapılmalı; ardından
seçilen alt pozisyonun kendi içindeki iki tireli ve varsa daha alt seviyedeki
açılımlara sırasıyla geçilmelidir. Böylece farklı hiyerarşik seviyelerdeki alt
pozisyonların doğrudan karşılaştırılmasının önüne geçilir.
Tarife
sınıflandırması, eşyanın gümrüğe sunulduğu andaki objektif özellik ve
niteliklerine dayanır. Eşyanın yapıldığı madde, bileşimi, çalışma şekli,
tasarımı, temel işlevi, kullanım amacı, tamamlanma düzeyi ve başka bir ürünle
ilişkisi sınıflandırmayı etkileyebilir. Ancak kullanım amacı, yalnız pozisyon
metni veya notlar bu ölçüte hukuki önem veriyorsa ya da eşyanın objektif
özelliklerinden açıkça anlaşılabiliyorsa belirleyicidir.
Teknik
kataloglar, ürün fotoğrafları, kullanım kılavuzları, laboratuvar tahlilleri,
numuneler, üretici açıklamaları ve teknik standartlar bu özelliklerin
tespitinde kullanılabilir. Buna karşılık ürünün faturada veya ticari belgelerde
kullanılan adı, eşyanın gerçek teknik niteliğiyle uyuşmuyorsa tek başına
sınıflandırma dayanağı olamaz.
Danıştay
7. Dairesinin 26.09.2014 tarihli ve E.2010/1720, K.2014/4186 sayılı kararında,
bir mama sandalyesinin hangi alt pozisyonda sınıflandırılacağı incelenmiştir.
Daire, bilirkişinin eşyanın teknik özelliklerini tespit edebileceğini; ancak
hangi tarife pozisyonuna girdiğine ilişkin hukuki değerlendirme yapamayacağını
belirtmiştir. Tarife pozisyonunu belirleme görevi mahkemeye aittir. Mahkeme,
teknik tespitleri pozisyon metinleri, izahname ve Genel Yorum Kurallarıyla
birlikte değerlendirmelidir. (Danıştay 7. Daire, E.2010/1720, K.2014/4186 — karar
metni)
Karar,
tarife uyuşmazlıklarında teknik inceleme ile hukuki nitelendirme arasındaki
sınırı göstermesi bakımından önemlidir. Bilirkişi raporunun yalnızca sonuç
olarak bir GTİP önermesi yeterli değildir; rapor eşyanın hangi maddi ve
işlevsel özelliklere sahip olduğunu ortaya koymalı, bu özelliklerin tarife
hükümleri karşısındaki hukuki değerlendirmesi ise yargı mercii tarafından
yapılmalıdır.
Tarife uyuşmazlıkları çoğunlukla birbirine yakın pozisyonlardan hangisinin uygulanacağı konusunda doğar. Uygulamada öne çıkan ihtilaf konuları şöyledir:
- Nihai ürün ile aksam, parça veya aksesuar
ayrımı,
- Birden fazla işlevi bulunan cihazlarda temel işlevin tespiti,
- Karışım, bileşik eşya ve perakende satışa sunulan setlerin esas niteliği,
- Tamamlanmamış, demonte veya parçalar halinde getirilen eşyanın nihai ürün sayılıp sayılmayacağı,
- Eşyanın maddi bileşimi ile kullanım amacı arasındaki öncelik,
- Yeni teknolojili ürünlerin mevcut pozisyon metinlerinden hangisine girdiği,
- Eşyanın teknik özelliklerinin eksik veya hatalı belgeyle açıklanması.
Uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, ürünün
yalnızca faturada, katalogda veya ticari yazışmalarda kullanılan adına
dayanılarak sınıflandırılmasından kaynaklanır. Ticari tanımlar, aynı adı
taşıyan ürünlerin bileşim, işlev veya teknik özelliklerindeki farklılıkları her
zaman yansıtmayabilir. Ayrıca üretici veya satıcı tarafından kullanılan ürün
adı, tarife mevzuatındaki kavramlarla örtüşmeyebilir. Tarife sınıflandırmasında
belirleyici olan, eşyanın ticari olarak nasıl adlandırıldığı değil; gümrüğe
sunulduğu andaki objektif yapısı, bileşimi, çalışma biçimi, temel işlevi ve
kullanım amacıdır.
Özellikle birbirine yakın pozisyonların
farklı vergi oranlarına veya gözetim, ilave gümrük vergisi, dampinge karşı
önlem, izin ve uygunluk denetimi gibi farklı ticaret politikası önlemlerine
tabi olması hâlinde, sınıflandırma hatasının mali ve idari sonuçları
ağırlaşabilir. Bu nedenle beyan edilecek GTİP; teknik kataloglar, ürün
bileşimini gösteren belgeler, kullanım kılavuzları, çizimler, numuneler ve
gerektiğinde laboratuvar tahlilleriyle desteklenmelidir. Bu teknik veriler;
pozisyon ve alt pozisyon metinleri, bölüm ve fasıl notları, Genel Yorum
Kuralları ve izahname açıklamalarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Ürünün
teknik özelliklerinde veya ilgili tarife mevzuatında değişiklik meydana gelmesi
hâlinde, daha önce kullanılan GTİP’in yeni işlemlerde kendiliğinden geçerli
olduğu da kabul edilmemelidir.
Tarife
sınıflandırması konusunda belirsizlik bulunan durumlarda ithalatçı veya ilgili
kişi Bağlayıcı Tarife Bilgisi (BTB) talep edebilir. BTB, belirli bir eşyanın
Türk Gümrük Tarife Cetvelindeki sınıflandırmasına ilişkin olarak gümrük
idaresince verilen idari karardır.
Bağlayıcı
Tarife Bilgisi, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 8 ve 9. maddelerinde
düzenlenmiştir. Bu hükme göre BTB, gümrük idarelerini hak sahibine karşı
yalnızca eşyanın tarife pozisyonunun belirlenmesi bakımından ve bilginin
verildiği tarihten sonra tamamlanacak gümrük işlemlerine konu eşya için bağlar.
BTB kararı, verildiği tarihten itibaren 6 yıl boyunca geçerlidir. Hak sahibinin
bu bağlayıcılıktan yararlanabilmesi için beyan edilen eşyanın, BTB’de
tanımlanan eşya ile her bakımdan aynı olduğunu kanıtlaması gerekir. Dolayısıyla
BTB, bütün benzer ürünler veya geçmişte tamamlanmış ithalat işlemleri
bakımından genel bir bağlayıcılık doğurmaz; etkisi, kararın hak sahibi, eşya ve
zaman yönünden kapsamıyla sınırlıdır.
Ürünün
bileşiminde, teknik özelliklerinde veya kullanım biçiminde sınıflandırmayı
etkileyen bir değişiklik varsa eski BTB'ye dayanılması mümkün olmayabilir.
Ayrıca tarife cetvelinde veya sınıflandırmaya esas mevzuatta değişiklik
yapılması, BTB'nin geçerliliğini etkileyebilir.
BTB
kural olarak hak sahibi ile gümrük idaresi arasındaki ilişki bakımından
bağlayıcıdır. Bununla birlikte Danıştay 7. Dairesinin 02.03.2016 tarihli ve E.2013/4024,
K.2016/2012 sayılı kararında, başka bir firma adına düzenlenmiş BTB'ye konu
eşya ile uyuşmazlık konusu eşyanın aynı temel özellikleri taşıdığı tespit
edilmiş; eşyanın bu BTB'de belirtilen pozisyona uygun beyan edildiği
gerekçesiyle ek tahakkuk ve ceza işlemleri hukuka aykırı bulunmuştur. Karar,
üçüncü kişiler adına düzenlenen BTB'lerin doğrudan bağlayıcılığından çok, aynı
eşya bakımından idari uygulamanın tutarlılığı ve vergide eşitlik ilkesi
yönünden delil değeri taşıyabileceğini göstermektedir. (Danıştay 7. Daire, E.2013/4024, K.2016/2012 — karar
metni)
BTB
verilmesine veya başvuru sonucuna karşı yapılan itirazın reddine ilişkin işlem
de yargısal denetim dışı değildir. Danıştay 7. Dairesi, E.2015/1591,
K.2015/4517 sayılı kararında BTB'nin hukuki sonuç doğuran bir idari karar
olduğunu; Gümrük Kanunu'nun 242. maddesi uyarınca yapılan itirazın reddine
karşı dava açılabileceğini kabul etmiştir. (Danıştay 7. Daire, E.2015/1591, K.2015/4517 — Danıştay
Dergisi Sayı 140)
Yanlış
GTİP beyanı her olayda aynı hukuki sonucu doğurmaz. Öncelikle beyan edilen
tarife pozisyonu ile idarece doğru olduğu kabul edilen pozisyon arasında gümrük
vergileri ve diğer ithalat vergileri bakımından fark bulunup bulunmadığı
incelenir. Gümrük Kanunu’nun 234. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi
uyarınca, serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulan eşyanın tarife
uygulamasını etkileyen cins, tür veya niteliğinin yanlış beyan edilmesi ve
beyana göre hesaplanan ithalat vergileri ile alınması gereken vergiler
arasındaki farkın yüzde beşi aşması hâlinde, eksik alınan vergiler tahsil edilir
ve ayrıca bu vergi farkının üç katı tutarında idari para cezası uygulanır.
Dolayısıyla
yalnızca farklı bir GTİP tespit edilmesi, idari para cezasının uygulanması için
tek başına yeterli değildir; tarife farklılığının eşyanın vergilendirilmesini
etkilemesi ve Kanunda öngörülen yüzde beşlik eşiğin aşılması gerekir.
Bununla
birlikte, bir GTİP değişikliğinin yaptırıma bağlanması için sadece idarenin
farklı bir pozisyon ileri sürmesi yeterli değildir. Eşyanın teknik özellikleri
ve doğru pozisyon, denetlenebilir tespitlerle ortaya konulmalıdır. Tahlil veya
teknik inceleme gereken hâllerde numunenin usulüne uygun alınması, incelenen
ürünle beyanname kapsamındaki eşyanın aynı olduğunun belirlenmesi ve raporun
hangi tarife ölçütlerine dayandığının açıklanması önem taşır.
GTİP değişikliği sadece vergi farkı yaratmayabilir. Doğru pozisyonun gözetim, dampinge karşı önlem, ilave gümrük vergisi, kota, izin, yasaklama veya uygunluk belgesine tabi olması hâlinde farklı yaptırım hükümleri gündeme gelebilir. Bu nedenle uygulanacak yaptırım, yanlış kodun kendisinden değil, yanlış sınıflandırmanın somut işlem üzerindeki vergisel ve idari sonucundan hareketle belirlenmelidir.
Gümrük Kanunu’nun 234. maddesinin üçüncü
fıkrası uyarınca, aykırılığın gümrük idaresince tespit edilmesinden önce beyan
sahibi tarafından bildirilmesi hâlinde, anılan madde kapsamında hesaplanan ceza
yüzde on oranında uygulanır. Ayrıca ek tahakkuk ve idari para cezası için
uzlaşma yoluna başvurulup başvurulamayacağı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Tarife uyuşmazlıklarında vergi farkına ilişkin ek tahakkuk, idari para cezası
ve GTİP değişikliği nedeniyle uygulanabilecek ticaret politikası önlemleri ayrı
hukuki işlemler olarak ele alınmalı; her birinin dayanağı ve başvuru yolu ayrıca
incelenmelidir.
Gümrük
idaresinin GTİP değişikliği sonucunda ek tahakkuk veya idari para cezası kararı
düzenlemesi hâlinde, yargı yoluna başvurulmadan önce Gümrük Kanunu’nun 242.
maddesinde öngörülen idari itiraz yolu işletilmelidir. Anılan madde uyarınca
yükümlüler, kendilerine tebliğ edilen gümrük vergilerine, cezalara ve idari
kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde bir üst makama;
üst makam bulunmaması hâlinde ise işlemi tesis eden makama dilekçeyle itiraz
edebilir. İtirazın açıkça reddedilmesi veya ilgili usul hükümleri uyarınca
zımnen reddedilmiş sayılması hâlinde yetkili vergi mahkemesinde dava
açılabilir.
Uyuşmazlığın
etkili biçimde ileri sürülebilmesi için itiraz dilekçesinde yalnız alternatif
bir GTİP belirtilmesi yeterli değildir. Eşyanın teknik özellikleri; uygulanması
gereken bölüm ve fasıl notları, Genel Yorum Kuralları, izahname açıklamaları ve
varsa emsal BTB veya sınıflandırma kararları birlikte ortaya konulmalıdır.
İdarenin kullandığı tahlil raporunun, numunenin veya teknik değerlendirmenin
hatalı olduğu ileri sürülüyorsa bu iddia somut belge ve karşı teknik görüşle
desteklenmelidir.
Yargısal
denetimde mahkeme, idarenin sınıflandırmasının hukuki dayanağını ve maddi
tespitlerini birlikte inceler. Teknik konu bulunması hâlinde bilirkişiden
yararlanılabilir; ancak Danıştayın yukarıda belirtilen yaklaşımına göre
bilirkişi eşyanın teknik özelliklerini belirlemekle yetinmeli, uygulanacak
tarife pozisyonuna ilişkin nihai hukuki değerlendirme mahkemece yapılmalıdır.
Tarife
riskinin gümrük işlemi tamamlandıktan sonra değil, ithalattan önce
değerlendirilmesi daha etkili ve düşük maliyetlidir. Özellikle yüksek tutarlı
veya düzenli ithalatlarda şu hususlar önem taşır:
·Ürünün ticari adıyla yetinilmeyerek teknik
katalog, bileşim, işlev ve kullanım biçiminin belgelenmesi,
·Muhtemel pozisyonların bölüm ve fasıl notları
ile Genel Yorum Kuralları çerçevesinde karşılaştırılması,
·Vergi oranı yanında her bir pozisyona bağlı
ticaret politikası önlemlerinin kontrol edilmesi,
·Sınıflandırma belirsiz ve ekonomik etkisi
önemliyse ithalattan önce BTB başvurusunun değerlendirilmesi,
·Üründe veya mevzuatta değişiklik olduğunda
önceki sınıflandırmanın otomatik olarak sürdürülmemesi,
·Ek tahakkuk veya ceza tebliğinde on beş günlük
itiraz süresinin kaçırılmaması.
Daha
önce aynı GTİP üzerinden ithalat yapılmış olması veya beyannamenin gümrükçe
kabul edilmesi, sınıflandırmanın gelecekte tartışılmayacağı anlamına gelmez.
Buna karşılık idarenin geçmişteki uygulaması, aynı nitelikteki eşya için
verilmiş BTB'ler ve yerleşik sınıflandırma kararları; hukuki güvenlik, eşitlik
ve idari tutarlılık yönünden uyuşmazlıkta önem taşıyabilir.
GTİP,
gümrük beyannamesinde yer alan teknik bir koddan ibaret değildir. Eşyanın tabi
olacağı vergiler ile ticaret politikası önlemlerinin önemli bir bölümü tarife
sınıflandırmasına bağlıdır. Bu nedenle yanlış sınıflandırma, ek tahakkuk ve
para cezasının yanı sıra izin, gözetim, ürün güvenliği ve korunma önlemleri
bakımından da sonuç doğurabilir.
Doğru
sınıflandırma; eşyanın gümrüğe sunulduğu andaki objektif özelliklerinin,
pozisyon metinleri, bölüm ve fasıl notları ve Genel Yorum Kuralları
çerçevesinde değerlendirilmesini gerektirir. Teknik inceleme eşyanın
özelliklerini ortaya koyar; bu özelliklerin hangi tarife pozisyonuna karşılık
geldiğine ilişkin nihai değerlendirme ise hukuki niteliktedir.
Tarife
belirsizliğinin önemli bir mali risk yaratması hâlinde BTB, ithalatçı
bakımından öngörülebilirlik sağlayan başlıca araçtır. Bununla birlikte BTB'nin
kapsamı, eşyanın başvuruda açıklanan ürünle aynılığı ve mevzuat değişiklikleri
dikkatle izlenmelidir. Ek tahakkuk veya ceza uyuşmazlığında ise teknik belgeler
ile tarife kurallarının birlikte ele alınması ve zorunlu idari itiraz süresinin
korunması gerekir.
Son Yazılar