Dahilde İşleme Rejimi Nedir? İşleyişi ve İhlal Sayılan Haller
Dâhilde işleme rejimi, ihracata yönelik üretimde kullanılacak girdilerin
belirli şartlarla vergi yükü doğurmadan veya ödenen vergilerin geri alınmasına
imkân verilerek ithal edilmesini sağlayan bir gümrük rejimidir.
İhraç edilecek bir ürünün üretiminde kullanılacak hammadde veya ara malın
yurt dışından temin edilmesi, üretici açısından önemli bir maliyet
oluşturabilir. Çünkü ithalat sırasında ödenen gümrük vergileri ve diğer mali
yükümlülükler, daha sonra yurt dışına satılacak ürünün maliyetine eklenir. Dâhilde
işleme rejimi, ihraç ürününün üretiminde kullanılacak girdilerin bu vergi
yükünden arındırılarak temin edilmesine imkân verir.
Rejimin işleyişi temel olarak şöyledir: İthal edilen eşya Türkiye’de
işlenir veya başka bir ürünün üretiminde kullanılır. Elde edilen ürünün
öngörülen süre ve şartlara uygun olarak ihraç edilmesi hâlinde, ithalat
sırasında teminata bağlanan vergiler tahsil edilmez ya da önceden ödenmiş
vergiler geri verilir. Örneğin ihraç edilmek üzere gömlek üreten bir firma,
üretimde kullanacağı kumaşı dâhilde işleme rejimi kapsamında ithal edebilir.
Kumaşın gömlek üretiminde kullanılması ve üretilen gömleklerin süresi içinde
ihraç edilmesiyle rejim tamamlanır.
Bu imkân, ithal eşyaya kesin ve koşulsuz bir vergi muafiyeti tanımaz. Vergi avantajının devamı, eşyanın izin verilen üretimde kullanılması, elde edilen ürünün süresi içinde ihraç edilmesi ve belge veya izinde yer alan diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlıdır. Bu yazıda dâhilde işleme rejiminin temel unsurları ve işleyişi açıklandıktan sonra, hangi durumların rejim ihlali sayıldığı ve bu ihlallerin hukuki sonuçları Danıştay kararları çerçevesinde incelenecektir.
1. Dahilde işleme rejiminin tanımı
Dahilde işleme rejimi; serbest dolaşımda bulunmayan eşyanın Türkiye
Gümrük Bölgesinde işleme faaliyetine tabi tutularak elde edilen işlem görmüş
ürünün ihraç edilmesi amacıyla, ithalat vergileri ve ticaret politikası
önlemleri bakımından şartlı muafiyet veya geri ödeme sisteminden
yararlandırıldığı, kullanımı belge veya izne ve bu belge veya izinde belirlenen
süre, miktar, değer, verimlilik ve ihracat şartlarına bağlı ekonomik etkili bir
gümrük rejimidir.
Dahilde işleme rejiminde sağlanan vergi avantajı, ithal eşyanın belirli
bir üretim ve ihracat sürecinde kullanılmasına bağlıdır. Rejim bu yönüyle kesin
bir muafiyetten farklıdır. İthalat sırasında alınmayan veya daha sonra geri
verilen vergilerin durumu, belge veya izinde öngörülen şartların yerine
getirilmesine bağlı olarak belirlenir.
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 108 ila 122'nci maddeleri rejimin gümrük
hukuku çerçevesini düzenlemektedir. Uygulamanın temel esasları 2005/8391 sayılı
Dahilde İşleme Rejimi Kararı ile Dahilde İşleme Rejimi Tebliği'nde (İhracat:
2006/12) gösterilmiştir. Belgenin veya iznin düzenlendiği ve beyannamenin
tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümler ayrıca önem taşır. Nitekim Danıştay Yedinci Dairesi 07.02.2022
tarihli, E.2018/828, K.2022/407 sayılı kararında, rejim şartlarının ihlali nedeniyle ceza uygulanırken beyanname
tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükmünün esas alınması gerektiğini kabul
etmiştir.
2. Rejimin amacı ve ekonomik işlevi
Dahilde işleme rejiminin temel amacı, ihraç ürünlerinin üretiminde
kullanılan yabancı girdilerin ithalat vergilerinin ürün maliyetine eklenmesini
önlemektir. Böylece ihracatçı, üretimde ihtiyaç duyduğu hammaddeyi dünya piyasa
fiyatlarından temin edebilir ve yurt dışındaki rakipleriyle daha eşit
koşullarda rekabet edebilir.
Örneğin Türkiye'de gömlek üreten bir firma, ihraç edeceği ürünlerde
kullanmak üzere üçüncü bir ülkeden kumaş ithal edebilir. Firma şartlı muafiyet
sisteminden yararlanıyorsa kumaşın ithalatında doğan vergileri ödemez, bunları
teminata bağlar. Kumaşın gömlek üretiminde kullanılması ve gömleklerin belge
süresi içinde ihraç edilmesi üzerine ihracat taahhüdü kapatılır ve teminat iade
edilir. Kumaşın iç piyasada satılması veya gömleklerin öngörülen miktarda ihraç
edilmemesi hâlinde ise şartlı muafiyetin dayanağı ortadan kalkar.
Rejimin ihracatı destekleme amacı, yurt içi üretimin ve gümrük
denetiminin göz ardı edilmesi anlamına gelmez. Belge düzenlenirken ithal
edilecek girdinin cinsi, miktarı ve değeri ile ihraç edilecek ürün, üretim
süreci ve verimlilik oranı belirlenir. Vergi avantajı, bu ekonomik ve teknik
bağlantının gerçekleşmesine bağlıdır.
3. Dahilde işleme tedbirleri
Dahilde işleme rejimi kapsamında şartlı muafiyet ve geri ödeme sistemi
olmak üzere iki farklı tedbir uygulanır. Her iki sistem de ihraç ürününün
üretiminde kullanılan girdiler üzerindeki vergi yükünü ortadan kaldırmayı
amaçlar. Aralarındaki temel fark, ithalat vergilerinin ne zaman ve ne şekilde
işlem gördüğüdür.
Şartlı muafiyet sisteminde serbest dolaşımda bulunmayan eşya, ithalat
vergileri teminata bağlanarak ve kural olarak ticaret politikası önlemlerine
tabi tutulmaksızın geçici olarak ithal edilir. Eşya işleme faaliyetine tabi
tutulur; elde edilen işlem görmüş ürünün ihraç edilmesi ve diğer şartların
yerine getirilmesi üzerine alınan teminat iade edilir.
Burada verginin doğmadığı değil, tahsilinin rejim şartlarının yerine
getirilmesine bağlı olarak ertelendiği gözden kaçırılmamalıdır. İhracatın
gerçekleşmemesi veya eşyanın rejime aykırı biçimde kullanılması hâlinde ithalat
sırasında alınmayan vergiler, ilgili faiz ve gecikme unsurlarıyla birlikte
istenebilir.
Şartlı muafiyet sistemi kapsamında eşdeğer eşya kullanılmasına da izin
verilebilir. Gümrük Kanunu’nun 109’uncu maddesinde düzenlenen bu uygulamada,
işlem görmüş ürünün üretiminde ithal eşya yerine serbest dolaşımda bulunan eşya
kullanılır. Dahilde İşleme Rejimi Tebliği’nin (İhracat: 2006/12) 3’üncü
maddesinde eşdeğer eşya; ithal eşya ile asgari sekizli bazda aynı gümrük tarife
istatistik pozisyonunda bulunan, ticari kalite ve teknik özellikleri itibarıyla
aynı nitelikleri taşıyan serbest dolaşımdaki eşya olarak tanımlanmıştır.
Tebliğ’in 6’ncı maddesi uyarınca eşdeğer eşya kullanımı, şartlı muafiyet
sistemi çerçevesinde ve dahilde işleme izin belgesi kapsamında mümkündür. Bu
uygulama sayesinde işlem görmüş ürün, ithal eşya Türkiye’ye getirilmeden önce
eşdeğer eşya kullanılarak üretilebilir ve ihraç edilebilir. Ancak bunun için
eşdeğer eşyanın mevzuatta aranan nitelikleri taşıması ve kullanımının dahilde
işleme izin belgesinde öngörülmesi gerekir.
Geri ödeme sisteminde eşya serbest dolaşıma girerken ithalat vergileri
ödenir. Eşyanın işlenmesiyle elde edilen ürünün ihraç edilmesi ve rejime
ilişkin şartların yerine getirilmesi üzerine, ödenen ithalat vergilerinin geri
verilmesi istenebilir. Geri ödeme sisteminin esasları, Gümrük Kanunu’nun 117
ila 121’inci maddeleri ile Dahilde İşleme Rejimi Tebliği’nin 11 ila 13’üncü
maddelerinde düzenlenmiştir. Şartlı muafiyet sisteminden farklı olarak ithalat
sırasında vergiler teminata bağlanmakla yetinilmez; önce tahsil edilir. Ayrıca
ithal eşyaya ticaret politikası önlemleri uygulanır ve eşyanın ithali için
öngörülen diğer işlemlerin tamamlanması gerekir.
Örneğin bir firma ithal ettiği metal levhaları işleyerek makine parçası
üretip ihraç ediyorsa, levhaların ithalat vergilerini başlangıçta öder. İhraç
edilen parçaların ithal levhalardan üretildiğini ve rejime ilişkin diğer
şartları yerine getirdiğini belgelendirdiğinde, geri ödeme kapsamındaki
vergilerin iadesini talep edebilir.
Bununla birlikte, ithalat sırasında ödenen her vergi ve mali yükümlülük
geri ödeme kapsamında değildir. İşletme malzemesine ilişkin katma değer vergisi
ve özel tüketim vergisi geri ödenmez. Ayrıca miktar kısıtlamasına veya belirli
tarife önlemlerine tabi eşya ile tarım politikası ve ihracat iadesi
kapsamındaki bazı eşya bakımından geri ödeme sistemi uygulanmaz. Bu nedenle
eşyanın niteliği ve özel dış ticaret hükümleri somut işlem bakımından ayrıca
değerlendirilmelidir.
Dahilde işleme rejiminden yararlanabilmek için işlemin niteliğine göre
dahilde işleme izin belgesi veya dahilde işleme izni alınması gerekir. Dahilde
işleme izin belgesi Ticaret Bakanlığınca; dahilde işleme izni ise Tebliğ'de
sayılan ve daha sınırlı nitelikteki işlemler bakımından gümrük idaresince
düzenlenir.
Belge veya izin, yalnızca firmaya rejimden yararlanma hakkı veren bir
onay değildir. Aynı zamanda rejimin sınırlarını belirler. İthal ve ihraç
edilecek eşyanın cinsi, tarife pozisyonu, miktarı ve değeri; üretim faaliyeti,
verimlilik oranı, belge süresi ve özel şartlar bu kapsamda izlenir. İthalat ve
ihracat beyannamelerinin doğru belge veya izinle ilişkilendirilmesi gerekir.
Örneğin izin belgesinde 100 ton hammadde ithalatına izin verilmiş
olması, firmanın aynı belge kapsamında 120 ton ithalat yapabileceği anlamına
gelmez. Fazladan ithal edilen 20 tonun üretimde kullanılmış ve nihai ürünün
ihraç edilmiş olması da her durumda bu kısmı muafiyet kapsamına sokmaz.
Danıştay Yedinci Dairesinin 30.12.2021 tarihli, E.2021/2944, K.2021/6115 sayılı
kararında, belgede izin verilen ithalat tutarının aşılması nedeniyle muafiyet
kapsamından çıkarılan kısma ilişkin vergilerin tahsiline yönelik işlem hukuka
uygun bulunmuştur. Kararda, izin verilen tutarın 1.154.638,88 ABD doları
aşılması ve uyuşmazlık konusu beyannamenin müeyyide listesinde yer alması
dikkate alınmıştır.
Belge şartlarının üretim veya piyasa koşulları nedeniyle değişmesi
gerekiyorsa, fiilî durumun sonradan açıklanmasına güvenmek yerine süresi içinde
revize başvurusu yapılması önem taşır. Revize imkânının bulunması, belgedeki
miktar ve değer sınırlarının kendiliğinden değiştiği anlamına gelmez.
5. Rejimin işleyişi
Dahilde işleme rejimi, izin veya belgenin alınmasıyla başlayıp ithalat,
işleme faaliyeti, ihracat ve ihracat taahhüt hesabının kapatılmasıyla
tamamlanan bir süreçtir. Bu aşamalardan her birinde belge veya izinde
belirlenen eşya, miktar, süre ve kullanım şartlarına uyulması gerekir. Rejimin
usulüne uygun biçimde tamamlanıp tamamlanmadığı da bütün bu aşamalar birlikte
değerlendirilerek belirlenir.
5.1. İthalat ve teminat
Şartlı muafiyet sisteminde ithal eşyaya ilişkin vergiler hesaplanır,
ancak tahsil edilmeyerek teminata bağlanır. Beyannamede ilgili dahilde işleme
izin belgesi veya izni gösterilir ve eşya rejime tabi tutulur. Teminatın
alınmış olması, firmanın rejim yükümlülüklerini yerine getirdiğini değil,
yükümlülükler tamamlanıncaya kadar kamu alacağının güvence altına alındığını
gösterir.
Bu nedenle teminatın sehven veya mevcut kayıtlara dayanılarak iade
edilmiş olması da sonradan belirlenen gerçek bir ihlali her durumda ortadan
kaldırmaz. Danıştay Yedinci Dairesinin 17.11.2015 tarihli, E.2014/4879,
K.2015/6388 sayılı kararında, teminat mektuplarının iade edilmiş ve vergilerin
ayrıca tahakkuk ettirilmemiş olması, rejim ihlali nedeniyle para cezası
uygulanmasına başlı başına engel sayılmamıştır. Daire, mahkemenin para cezası
koşullarının oluşup oluşmadığını esas yönünden incelemesi gerektiğini
belirtmiştir.
İthal eşyanın belgede öngörülen işleme faaliyetine tabi tutulması ve
işlem görmüş ürünün üretiminde kullanılması gerekir. İşleme faaliyeti; eşyanın
işlenmesini, başka eşya ile birleştirilmesini, montajını, yenilenmesini veya
tamirini kapsayabilir. Üretim sırasında tüketilen ve nihai ürünün bünyesinde
bulunmamakla birlikte üretimi sağlayan bazı girdiler de mevzuattaki şartlarla
rejim kapsamında değerlendirilebilir.
Verimlilik oranı, belirli miktardaki ithal girdiden ne kadar işlem
görmüş ürün elde edileceğini gösterir. Örneğin 1.000 kilogram ithal hammaddeden
900 kilogram ürün elde edilmesi öngörülmüşse, fire ve ikincil ürünler de
dikkate alınarak ithal edilen miktar ile ihraç edilen ürün arasında
açıklanabilir bir bağlantı kurulmalıdır. Üretim kayıtlarının, sarfiyat
tablolarının, stok hareketlerinin ve ihracat beyannamelerinin birbiriyle uyumlu
olmaması, ithal eşyanın taahhüt edilen üründe kullanılıp kullanılmadığı
konusunda tereddüt doğurabilir.
Belge sahibinin üretimin bir kısmını yan sanayiciye yaptırması, rejim
kapsamındaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İthal eşyanın hangi işletmede
bulunduğu ve hangi üretimde kullanıldığı izlenebilir olmalıdır.
Rejimin tamamlanabilmesi için işlem görmüş ürünün belge veya izin süresi
içinde ihraç edilmesi gerekir. İhracat beyannamesinin süresi içinde tescil
edilmesi önemlidir; ancak taahhüt hesabının kapatılmasında ihracatın fiilen
gerçekleştirildiğinin de tespit edilmesi aranır.
Belge sahibi, süre sonunda ihracat taahhüdünün kapatılması için gerekli
bilgi ve belgeleri yetkili mercie sunar. İthalat ve ihracat miktarları,
kullanılan girdiler, fire ve ikincil işlem görmüş ürünler, döviz kullanım oranı
ve varsa özel şartlar incelenir. Yükümlülükler yerine getirilmişse taahhüt
hesabı kapatılır ve şartlı muafiyet sistemindeki teminatlar iade edilir. Eksik
veya aykırı gerçekleşme varsa hesap müeyyideli olarak kapatılabilir.
Taahhüt hesabının kapatılmış olması güçlü bir idari tespittir; ancak
gerçeğe aykırı ihracat kayıtlarının veya eşyanın yurt dışına çıkarılmadığının
sonradan belirlenmesi hâlinde inceleme yapılmasına mutlak biçimde engel
değildir. Buna karşılık, kapatma işleminin dayanağını oluşturan maddi ve hukuki
şartlar gerçekten yerine getirilmişse, aynı işlemler üzerinden yeniden vergi
kaybı varmış gibi hareket edilemez.
6.1. Eşyanın veya işlem görmüş ürünün ihraç edilmemesi
Şartlı muafiyetin temel koşulu, ithal eşyanın işlenerek elde edilen
ürünün veya mevzuatın izin verdiği hâllerde değişmemiş eşyanın süresi içinde
ihraç edilmesidir. Eşyanın yurt içinde bırakılması, iç piyasaya satılması veya
ihracat gerçekleşmediği hâlde gerçekleşmiş gibi gösterilmesi rejimin asli
yükümlülüğünü ihlal eder.
Danıştay Yedinci Dairesinin 21.12.2015 tarihli, E.2014/5050, K.2015/7625
sayılı kararına konu olayda, dahilde işleme izin belgesi kapsamında ithal
edilen tekstil eşyasının yalnızca çok az bir kısmının çıkış gümrüğüne sevk
edildiği, buna rağmen tamamı ihraç edilmiş gibi taahhüt hesabının kapatıldığı müfettiş
incelemesiyle belirlenmiştir. Daire, eşyanın bir kısmının yurt dışı
edilmediğinin somut olarak ortaya konulması nedeniyle rejim hükümlerinin ihlal
edildiği yönündeki mahkeme kararını onamıştır.
Bu karar, şekli olarak kapatılmış bir taahhüt hesabının fiilî ihracatın
bulunmadığı durumda firmayı korumayacağını göstermektedir. Belirleyici olan
yalnızca sistem kayıtları değil, eşyanın gerçekten Türkiye Gümrük Bölgesi
dışına çıkıp çıkmadığıdır.
6.2. Belge veya izin sınırlarının aşılması
Belgede izin verilen ithalat miktarının veya değerinin aşılması, aşan
kısmın rejim avantajından yararlanamaması sonucunu doğurabilir. Aynı şekilde
işletme malzemesi, değişmemiş eşya veya döviz kullanım oranına ilişkin
sınırların aşılması da ilgili kısım bakımından vergi tahsilini gündeme
getirebilir.
Ancak yaptırım uygulanırken ihlalin hangi beyannameye ve ne miktar
eşyaya ilişkin olduğu belirlenmelidir. Belge toplamına ilişkin genel bir
tespitle yetinilmesi, özellikle farklı tarihlerde ve farklı beyannamelerle
ithalat yapılmışsa uyuşmazlığa yol açabilir. İzin sınırını aşan kısım ile belge
kapsamında kalan kısım birbirinden ayrılmalı; vergi ve ceza hesabı somut
beyanname ve eşya üzerinden yapılmalıdır.
6.3. İthal eşyanın amacı dışında kullanılması veya kullanımının kanıtlanamaması
İthal eşyanın işlem görmüş ürünün üretiminde kullanılması rejimin temel
unsurlarındandır. Eşyanın iç piyasada satılması, başka bir üretimde
kullanılması, izin verilen yer dışında bulundurulması veya ihraç edilen ürünün
bünyesinde kullanıldığının mevzuatta kabul edilen belgelerle ortaya
konulamaması hâlinde rejim şartlarının ihlali gündeme gelir.
Örneğin ithal edilen ipliğin ihraç edilen kumaşın üretiminde
kullanıldığı ileri sürülmesine rağmen stok kayıtları, üretim reçeteleri ve
sarfiyat miktarları bu bağlantıyı göstermiyorsa, yalnızca ihracat yapılmış
olması yeterli olmayabilir. Firma, ithal girdi ile ihraç edilen ürün arasındaki
miktarsal ve teknik ilişkiyi izlenebilir kayıtlarla açıklayabilmelidir.
6.4. Sürelere ve kapatma yükümlülüklerine uyulmaması
İthalat,
üretim ve ihracat işlemlerinin belge veya izin süresi içinde gerçekleştirilmesi
gerekir. Dahilde işleme izin belgesinin kapatılması için, belge süresinin sona
erdiği tarihten itibaren üç ay içinde elektronik ortamda başvuruda
bulunulmalıdır. Ek süre talebinin belge süresi sona ermeden önce; haklı sebep
veya mücbir sebebe dayanan süre taleplerinin ise bu durumların ortaya
çıkmasından sonra, Dahilde İşleme Rejimi Tebliği’nde belirtilen sürelerde ve
gerekli belgelerle birlikte yetkili mercie sunulması gerekir.
Kapatma için sunulan belgelerde eksiklik bulunması hâlinde idarece
verilen tamamlama süresinin geçirilmesi, hesabın mevcut bilgi ve belgelere göre
ve gerektiğinde müeyyideli olarak kapatılmasına yol açabilir. Bununla birlikte
yalnızca usule ilişkin bir eksikliğin varlığı ile ithal eşyanın gerçekte ihraç
edilmemiş olması aynı ağırlıkta değerlendirilmemelidir. Vergi ve ceza
uygulanabilmesi için ihlalin ilgili mevzuat hükmüyle bağlantısı kurulmalıdır.
6.5. Belgenin veya iznin iptal edilmesi
Belgenin veya iznin gerçeğe aykırı bilgi veya belgeye dayanması,
şartlarının yerine getirilmemesi veya mevzuatta öngörülen başka bir iptal
nedeninin gerçekleşmesi hâlinde belge veya izin iptal edilebilir. İptal, belge
kapsamında alınmayan vergilerin tahsilini ve şartları oluşmuşsa para cezasını
gündeme getirebilir.
Ancak müeyyideli kapatma veya iptal işlemi yargı kararıyla ortadan
kaldırılmışsa, yalnızca bu işleme dayanılarak uygulanan yaptırım da hukuki
dayanağını kaybedebilir. Danıştay Yedinci Dairesinin 10.02.2014 tarihli,
E.2010/2614, K.2014/647 sayılı kararında, taahhüt hesabının müeyyideli
kapatılmasına ilişkin işlemin idare mahkemesince iptal edilmiş olması nedeniyle
bu işleme dayanılarak verilen para cezasının da iptali gerektiği kabul
edilmiştir.
7. Her eksiklik rejim ihlali sayılır mı?
Dahilde işleme rejiminde vergi avantajı belirli şartlara bağlıdır.
Bununla birlikte idarenin bir eksiklik tespit etmesi, tek başına rejimin ihlal
edildiğini ve bütün ithalat vergileriyle para cezalarının uygulanabileceğini
göstermez. Öncelikle ihlal edildiği ileri sürülen yükümlülük belirlenmeli; bu
aykırılığın rejimin hangi sonucunu etkilediği ortaya konulmalıdır.
Danıştay Yedinci Dairesinin 21.10.2019 tarihli, E.2015/4105, K.2019/5590
sayılı kararında, dahilde işleme rejiminin usulüne uygun olarak sonlandırıldığı
ve vergi kaybı bulunmadığı tartışmasız olan durumda, belge kapsamında ithal
edilen eşyaya ilişkin ek tahakkuk yapılamayacağı ve Gümrük Kanunu'nun 234'üncü
maddesi uyarınca para cezası uygulanamayacağı kabul edilmiştir. Karar, yaptırım
uygulanabilmesi için yalnızca bir beyan farklılığının değil, vergilendirmeyi
etkileyen gerçek bir aykırılığın bulunması gerektiğini göstermektedir.
Benzer biçimde telafi edici verginin doğması ile rejim ihlali aynı
mesele değildir. Danıştay Yedinci Dairesinin 07.05.2024 tarihli, E.2023/3852,
K.2024/2299 sayılı kararında, telafi edici verginin ödenmesinin vergi mevzuatı
bakımından zorunlu olabileceği; ancak ihracat sırasında ödenmemesinin tek başına
dahilde işleme rejimi şartlarının ihlali sonucunu doğurmayacağı kabul
edilmiştir. Telafi edici verginin hangi hâllerde doğduğu ve nasıl tahsil
edileceği ayrı bir inceleme konusu olduğundan burada yalnızca rejim ihlaliyle
arasındaki ayrım belirtilmektedir.
İdari işlemlerin bağımsızlığı ve ayrılabilirliği ilkesi gereği, vergi
tahakkuku ile para cezası da farklı idari işlemlerdir. Danıştay Yedinci
Dairesinin 09.05.2014 tarihli, E.2011/5565, K.2014/2513 sayılı kararına göre
vergilerin tahsiline yönelik işlemin idarece başka bir nedenle kaldırılması,
para cezasına ilişkin davada rejim hükümlerinin gerçekten ihlal edilip
edilmediğinin incelenmesine engel olmaz. Mahkeme, asıl
vergi işleminin ortadan kalkmasına bakıp davayı konusuz kalmış gibi kapatamaz veya cezayı otomatik iptal edemez.Dosyanın
esasına girmeli, vergi kaybının doğup
doğmadığını, mevzuattaki muafiyet veya rejim hükümlerinin ihlal edilip
edilmediğini ve ceza kesilmesi için
gerekli maddi/hukuki şartların oluşup oluşmadığını bağımsız olarak
incelemelidir.
Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde iki sonuca ulaşılmaktadır.
Birincisi, gerçek bir rejim ihlali teminatın iade edilmiş veya verginin ayrıca
tahakkuk ettirilmemiş olması nedeniyle ortadan kalkmaz. İkincisi, rejim usulüne
uygun tamamlanmışsa veya tespit edilen eksiklik rejimin asli şartlarını ihlal
etmiyorsa, yalnızca şekli ya da farklı nitelikteki bir vergi eksikliğinden
hareketle rejim ihlaline bağlı yaptırımlar uygulanamaz.
Rejim şartlarının ihlali hâlinde, öncelikle ithalat sırasında tahsil
edilmeyen vergiler gündeme gelir. Verginin türü, matrahı, doğduğu tarih,
teminat kapsamında bulunup bulunmadığı ve uygulanacak faiz veya gecikme
unsurları somut olaya göre belirlenir. İhlalin yalnızca ithalatın belirli bir
kısmına ilişkin olması hâlinde, vergilendirmenin de kural olarak bu kısım
üzerinden yapılması gerekir.
İdari para
cezası bakımından Gümrük Kanunu’nun 238’inci maddesi önem taşımaktadır.
Maddenin zaman içinde farklı düzenlemelere konu olması nedeniyle uygulanacak
yaptırımın belirlenmesinde, fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan
hüküm ile sonraki değişikliklerin lehe düzenleme ilkesi çerçevesinde birlikte
değerlendirilmesi gerekir.
Ayrıca verginin gümrük vergileri içinde değerlendirilmesi, bu vergi
üzerinden mutlaka para cezası kesilebileceği anlamına gelmez. Danıştay Yedinci
Dairesinin 25.10.2019 tarihli, E.2015/3229, K.2019/5676 sayılı kararında
dampinge karşı vergi, tahsil ve takip bakımından gümrük vergisi niteliğinde
kabul edilmekle birlikte, sözü
edilen verginin dayanağını oluşturan 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin
Önlenmesi Hakkında Kanun’da dampinge karşı verginin noksan ödenmesi suretiyle
gerçekleştirilen ithalatlara yönelik olarak ceza uygulanacağı yolunda herhangi
bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle bu vergi tutarı üzerinden Gümrük
Kanunu'nun 238'inci maddesi uyarınca ceza uygulanması kanunilik ilkesine aykırı
bulunmuştur.
Bu nedenle bir DİR uyuşmazlığında yalnızca 'rejim ihlal edilmiştir'
tespitiyle yetinilemez. İhlale konu eşya ve beyanname, tahsil edilecek her
verginin kanuni dayanağı, ceza hükmünün olay tarihinde yürürlükte bulunan şekli
ve cezanın matrahı ayrı ayrı incelenmelidir.
9. Uygulamada dikkat edilmesi gereken belgeler
Dahilde işleme rejimindeki uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, ithal
edilen girdi ile ihraç edilen ürün arasındaki ilişkinin veya ihracatın fiilen
gerçekleştiğinin yeterli kayıtla gösterilememesinden kaynaklanır. Bu nedenle
belge sahibi firmanın yalnızca gümrük beyannamelerini değil, rejimin bütün
aşamalarını açıklayan kayıtları birbiriyle uyumlu biçimde saklaması gerekir.
Somut işleme göre değişmekle birlikte; dahilde işleme izin belgesi veya
izni ve revizeleri, ithalat ve ihracat beyannameleri, faturalar, menşe ve
dolaşım belgeleri, üretim reçeteleri, sarfiyat tabloları, stok ve depo
kayıtları, fire ve verimlilik hesapları, yan sanayiciye ilişkin kayıtlar,
taşıma ve fiilî ihracat belgeleri ile kapatma başvurusunda sunulan belgeler birlikte
değerlendirilmelidir.
Örneğin ihracat beyannamesi üzerinde ilgili belge numarasının bulunması,
ihracatın belgeyle ilişkilendirilmesi için gerekli olabilir; ancak eşyanın
fiilen yurt dışına çıkmadığı tespit edilirse tek başına yeterli değildir. Aynı şekilde
üretim kaydının bulunması, kullanılan hammaddenin hangi ithalat beyannamesine
ait olduğunu göstermiyorsa ispat sorunu devam edebilir.
Belgede öngörülen miktar, değer veya üretim koşullarında değişiklik
doğduğunda revize ihtiyacı gecikmeden değerlendirilmelidir. Süre sonu
beklenerek yapılan açıklamalar, süresinde yapılabilecek bir revize başvurusunun
sağladığı korumayı her zaman sağlamaz.
Dahilde işleme rejimi, ihraç ürününün üretiminde kullanılacak yabancı
girdilerin ithalat vergileri ve ticaret politikası önlemleri bakımından
avantajlı şekilde temin edilmesini sağlar. Bu avantaj, ithal eşyanın belgede
belirtilen üretimde kullanılması, işlem görmüş ürünün süresi içinde ihraç
edilmesi ve taahhüt hesabının usulüne uygun kapatılması şartına bağlıdır.
Eşyanın ihraç edilmemesi, ithal girdinin amacı dışında kullanılması,
izin verilen miktar veya değerin aşılması ve ithal eşya ile ihraç ürünü
arasındaki bağlantının kanıtlanamaması rejim ihlaline yol açabilir. Buna
karşılık her belge eksikliği, her ek vergi veya her usul aykırılığı doğrudan
rejimin ihlal edildiği anlamına gelmez. İhlalin hangi yükümlülüğe ilişkin
olduğu ve vergi kaybı doğurup doğurmadığı somut olay üzerinden belirlenmelidir.
Danıştay kararları da tahakkuk, teminat, taahhüt kapatma işlemi ve para
cezasının birbirinden ayrılarak incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Bu
nedenle hem idarenin işlemi hem de yükümlünün savunması, genel bir rejim ihlali
ifadesine değil; ilgili eşya, beyanname, belge şartı, vergi türü ve ceza hükmü
arasındaki somut bağlantıya dayanmalıdır.
Son Yazılar
İthal Eşyasının Menşei Nasıl Belirlenir?